25 Aralık 2024 Çarşamba

25 Aralık 0

Nerde Başlar Yalnızlık





Öyle yalnız kaldım ki içimde 
Acıların kıyısına vurmuş bir yürek 
Hayret etmiyorum artık hiçbir şeye 
Nerde başlar yalnızlık 
Bilmiyorum. 

Gözyaşları akıttım 
İçimde hasretler büyüttüm 
Güllerini suladım fısıltı bahçelerinin 
Kaç gecenin yalnızlığını öptüm yıllarca. 

Şimdi ben sana soruyorum 
Hadi söyle 
Nerde başlar yalnızlık, 
Bir tek bana mı uzak aşklar 
Yıldızlar nasıl parlak, nasıl kokardı 
Gecenin mavisiydi oysa 
Kaçak sevişmelerim ardından 
Gün aydınlığının mavisini
Yeniden verir misin bana.

Hüzünler saklıyorum
İğde çiçeklerinin solup uyuduğu
Leylim leylim rüzgarların estiği
Kanayan gül kurusu akşamlara şimdi
Gölgeler çiziyorum.

Her şeyi geçtim
Hani bu kadar da olmaz derler ya
Şaşırıyorum şimdi,
Ne çok kelimenin kanına girmişim yok yere
Evet;
Ne çok şiire düştü adın hece hece
Yüzünü taşıdım yakamozlara kaç gece.

Kahvem soğumuş fincanda
Usul usul çökmekte yalnızlık dibe
Isırır yüreğimin kıyısından
Unuttuğumu zannettiğim
Gözlerimin buğusu.

İnce ince sızıdır
Hep böyle başlar yalnızlıklar
Yabancılaşıyor
Rüzgarını alıp götürüyor
Adına vedalar yazılmış sevdalar.

Nerde başlar yalnızlık
Nerde başlar yalnızlık?
Bir anlat bana.


16 Aralık 2024 Pazartesi

16 Aralık 0

Tut Ellerimi..



















Gözlerinin önünde 
Hiç görülmemiş dalgın bir bulut 
Öylece duruyor 
Susmak gibi, 
Sanki sessiz bir çığlık. 

Dokundum sol yanına 
Titreyen parmaklarımla, 
Telaşlı bir yürek 
Derin bir suskunluk 
Sessizce sokulup 
Ağlar gibi 
Sıkışıp kalmış sanki bir öyküye yüreği 
Bir şeyler anlatır gibi sanki bana. 

Kırmızı nar kokan 
Yanakları avuçlarımda 
Utandığını ele veriyor 
Sesini öpmek istediğim 
Dudağının kıyısı. 

Boş ver be güzelim
Boş ver aldırma
Eski yaraların depreşmesine
Hadi gel bana,
Tut ellerimi
Tut ellerimi.

10 Aralık 2024 Salı

10 Aralık 0

Bir Yalnızlık Biçtim Kendime





Göğün atlasından 
Çekip aldım yüzümü 
Bir yalnızlık biçtim kendime 
Mavi kumaşından. 

Elimde kalan 
Anlatamadığım 
Bulanık düşler 
Ürkütmekte beni. 

Dalıp giderim gençliğime 
Hiç bitmesin dediğim zamana 
Ödünç aşkların kapısını çaldım 
Cevapsız kaldı hep 
Sustu, 
Oysa 
Güler yüzlü, bir sıcak gülüştü 
İstediğim. 

Ne yapsam boş 
Sarıp sarmaladığım sevdalar
Yarım kaldı yüreğimde.

Adını bilmediğim bir kumsalda
Yaz avuntularından arta kaIan
Umarsız bir sevda galiba bendeki
Deniz masalları anlatır
İleride belki beni.

Son eşiğindeyim sonsuzluğun
Satılığa çıkardım
Senin için yazdığım şiirlerimi
Hepsi haraç mezat.

Elimde bir demet karanfil
Bekliyorum son durakta
Yorgun gözlerimin kirpiklerine
Düşen bir yağmur damlası
Yanaklarımı ıslatıyor
Karışıyor yüzüm
Yıkanıyor,
Esrik bir rüzgar
Okşayıp geçiyor yüzümü
Uzun yağmurlardan sonra
Çıkıp gelmedin
Gelmedin
Gelmedin
Gelmedin...

3 Aralık 2024 Salı

03 Aralık 0

Öyle işte.




Solgun mat ve kırılgan 
Aralığın yaklaşan ayak sesleri, 
Yavaştan duyarsın sesini rüzgarın 
Bir hüzün hissedersin derinden 
Buz tutar birden masal gibi yürekler 
Ayrılıklar zamanıdır bugünler 

Öyle işte, 
Ta uzaklardadır artık şafak 
Dalında unutulmuş üzümler 
Yapraklarını yitirmiş ağaçlar 
Sisler ardında rengi değişmiş bir deniz, 
Kırılıp dökülmüş bir şeyler vardır hep
Apansız sırılsıklam yağmurlarda
Sebepsiz alıp başını gitmeler
Buğulu göz uçlarından düşen
Yaşlar vardır yanaklardan süzülen
Elinde beyaz mendil, el sallamalar
Ayrılıklar vardır.

Öyle işte;
Ayrılıklar zamanıdır
Kızılcık şerbeti tadında
Sanki yangın yeri
Yürek kaçar
Bakışlar kaçar
Düşler kaçar
Çözülür dizlerin bağı.

Islak toprak kokusu
Bir avuç bahar tohumuydu özlediğimiz oysa
Yapışmışız şu hayata boynu bükük,
Ve içli şarkılarla
Avutmaktayız kendimizi
Sol yanımızda
Akıl almaz dayanılmaz bir sızı
Elimizden kayıp giden
Şimdi zamanı tutma çabası var
Zamanı tutma çabası var
Tutma çabası var
Tutma çabası.

Öyle işte...

1 Aralık 2024 Pazar

01 Aralık 0

Sevmek Ne Kadar Zormuş be Arkadaş




















Nasıl anlatsam 
Sevmek ne kadar zormuş be arkadaş 
Öncesinde tatlı bir sıcaklık 
İnce ince bir sızı ile yüreğinden vurulursun, 
Karışır gecen gündüzün 
Tersyüz olur düşlerin tepeden tırnağa ardından. 

Üşürsün. 
İnce ve tatlı serttir bazı sevdalar 
Kırılırsın, incinirsin, yorulursun yeri gelir 
Yollara sürersin yüreğini şöyle bir akşamüstü 
Kendi ateşinle kavrulup durursun 
Kavuşmalar, vazgeçişler, iç çekişler 
Yine de güzeldir bu sevda her şeye rağmen. 

Çöker üstüne bir özlem
Dalıp gider gözlerin ta uzaklara
Resimlerde sesini, gülüşünü öpersin
Isırır yüreğinin ucundan gözlerinin gülüşü
Delice bir kan akar damarlarından
Hiçbir şey duymazsın,
Gülümsersin öylece.

Her şey sevilesi bir kokuya bürünür
Yüreğine astığın gülücükler.

Kaç kez adını sayıklarsın
Kaç kez kendi elinle kurban edersin
Kaç kere şu sunağa yüreğini.

Kaç kere kan çanağı gözlerle uyanırsın şafaklara
Kaç kez düşürüverirsin adını yıldızlı yakamozlara.

Ve....
Göğsünde maviler dolusu sevdalı
Derin bir boşluk
Bir iz
Hırçın bir deniz,
Defterler arasında
Yığınla gül kurusu şiirler
Anılar kalır geriye
Anılar kalır
Anılar kalır...

28 Kasım 2024 Perşembe

Zemheri Ayazında Kış Güneşi















Mevsimlerden kış
Odamın hali perişan
Bir köşede gülüşün
Özlüyorum seni bilesin. 

Oylum oylum nar renginde gamzeler, 
Ne zaman zaman söneceğini bilmediğim 
Gecelerimi yakan ateş böcekleri gibi gözlerin 
Öylece duruyor tutunduğu yerde. 

Kocaman bir boşluk 
Hiç görülmemiş bir suskunluk var dudaklarında. 

Ne olduğunu bilmediğim
Öyle bir çığlık var ki içimde
Isırganlar göveriyor
Göğsümün duvarında
Acılar içindeyim
Her tarafım kanıyor
Neden,
Neden durduramıyorum.

Susma;
Susma ne olur
Sürüp giden rüyalarımı süsler hala gülüşün
Derin bir yaz rüyası gibi.

Eski defterler arasında
Kuru papatyalar gibi duruyor
Sana yazdığım tüm şiirler.

Baharı bekliyorum
Çığlık çığlığa, yağmur yağmur
Bir umut var içinde hala
Yaz güneşi gibisin
Zemheri ayazında
Kış güneşinde
Kış güneşinde...


17 Kasım 2024 Pazar

Fısıltılar Şehri





Kasım'ın son haftası 
Derin güz rüzgarlarından 
Ilık bir öpüş tadı bırakıyor 
Sabah dudaklarıma. 

İnce yağmurlar düşmeye başladı 
Ayak izlerimin gömüldüğü sokaklarda 
Yapraklarını yitirmiş yarısına kadar ağaçlar. 

Mavinin hangi tonunu sevsem 
Binlerce bulut çöküyor üstüme 
Sarhoş geceler başlıyor, 
Günbatımı söylencelerine. 

Bir yürek vurmakta gönül kıyıma hesapsızca
Taşlandıkça taşıyor içimin okyanusu,
Kuşları kayıp
Sabahçı kahveleri kapalı,
Gecenin içinden gelen
Fırtınalar yaratmakta sessizliklerden
Kalabalıklar içinde kaybolmuş sanki
Fısıltılar şehri.

Ortada bir gizem var
Bir şeyler oluyor
Nedir ta ötelerden çağıran beni.

Nereye vurur gider yüreğim
Avuçlarımı kırmızılaştıran telaşlı bir valiz
Gidiş yoluna çıkan kırık dökük kapılardan
Takılı kalırım herhangi bir istasyonda.

Alevli bir mayın tarlası gibi
Kırıldığı yerden kopuyor yüreğim
Özlem mi, hasret mi, çaresizlik mi desem
Nereye ulaşacağım bilmiyorum.

Yaş aldıkça içime çekiliyor
Çöken göğüs kafesimde kalbim
İflah olmaz bir ömür
Günler, aylar, yılları unuttum
Savurdum şiirlerimi rüzgara
Gitme zamanı geldi
Gitmeliyim şimdi
Fısıltılar şehrinden
Fısıltılar şehrinden...

14 Kasım 2024 Perşembe

Unutulmuş Anılarla bir kez Daha





Ateşi çalınmış bir cehennem yüreğim 
Susturup dindiremiyorum içimin uğultularını 
Unutulmuş bir evi, 
Bahçenin yaşlı çınarına dayadım sırtımı, 
Gövdemin yorgunluğunu 
Anılarım yanımda bir kez daha yalnızım, 
Çelikten bir pencerenin gölgesine sığınmış yorgun bir yüz 
Solgun ve bir bir geri dönüşü olmayan anılar, 
Sabahı ardında saklayan 
Mor, yeşil çizgili unutulmuş perdeler gelir aklıma. 

Bazen hüzzam bir şarkı çaldığında 
Hep o gelir
Küf kokan eşyalarla yüz yüze
Boyası dökülmüş
Duvarda asılı kalmış bir çerçeve içinde gülen
Unutulmuş bir yüz gelir aklıma.

Pencere önünden seyrederken
Kimler gelmiştir, kimler geçmiştir o sokaktan
Kimler kalmıştır geçen yılların ardından
Kim bilir neler gördü o yüz
Neler gördü kim bilir.

Ne kokusu kalmış solan güllerin
Ne de bahçedeki begonvillerin
Akasyaların, mor sümbüllü çiçeklerin
Erguvanların açtığı günlerden geriye
Şimdi Erik ağacı hala yerinde,
Yaşlı bir çınar kalmış.

Tükendi gün
Boğazım kurudu
Kadehime dokundu dudaklarım
Bir kadeh rakı kaldırdım
Mazide kalanların şerefine
Ve ...
Çekip giderim, çekip giderim
Bir yanıp bir sönen sokak lambaları arasından
Çekip giderim
Karanlığa asılı hüzünlü bir gülüş ile
Hüzünlü bir gülüş ile...