Bazen var, bazen yok gibiyim
Hangi geleceğe savruldum bilmiyorum,
Galiba bir tuhaf delilik benimkisi
Ürkek bir kuş yığını havalanıyor
İçimin bahçelerinden
Bir bir rengini yitiriyor sanki dokunduğum çiçekler.
Avuçlarımda tuttuğumu sandığım
O sıcak el
Boşunaymış meğer
Sırtını döndü canım dediklerim
Çekip gittiler.
Şaşkın bir Eylül gibi dolaştım tenhalarda
Puslar içinde kaldı gölgelerim
Görünmez oldu
Görmediniz.
Dolaştım bir siyah hımbıl kedi gibi
Aysız gecelerde
Yapayalnız kaldım,
İçimde çöreklenen sancılı bir zaman
Oysa çıkmak istiyordum içinden
Bir türlü işe yaramıyor,
Tenimin her zerresini
Kum gibi dağıtıyordu. . .
Neresindesin bu aşkın diye
Sormayın bana sakın,
Avuçlarımda gül kokulu nar taneleri
Hala söylenecek bir şarkı duruyor sandım
Taş plaklarda
Oysa şimdi;
Öyle bir esinti sardı ki yüreğimi
Tek bir iz bile kalmadı içimde
Ondan kalan ne varsa, her şey
Sonsuzluk içinde kayboldu
Kum gibi
Kum gibi. . .



