10 Ağustos 2021 Salı

10 Ağustos 0

Mor-Lacivert Bir Gece



Bir tatlı telaş aldı gecenin rengi

İçmek, çok güzel içmek 

Gözlerinin buğusunda

Sabahı hiç düşünmeden içsek

Öylesine işte, uyusak gecenin kollarında. 


Bir duygu kaplıyor içimi şimdi

Sığınıyorum mehtaba, başım dönüyor seni soluyorum

Yudum yudum seni içiyorum,

Dökülüyor yıldızlar, sularda didişmekte

Heyecanlı bir titreyişle dalgalarda

Ay çıkmakta, karanlığı yırtarcasına

Bulutlardan. 


Mışıl mışıl uykularda martılar

Kol geziyor düşleri altüst eden bir aşk sahillerde

Gecenin gizinde saklıyor mor-lacivert sevdaları. 


Kaç kez söyledim durdum,içimdeki ince suların sesinde seni

Unutulmaz şarkılar sinmekte yosun kokulu saçlarına şimdi. 


Hadi;

Savur saçlarını rüzgarda,savur şiir gibi

Eteklerini savur yırtılsın mavilerde 

Düşlerinde uyuduğumuz o mor-lacivert gecelerde gülüşün. 


Hadi;

Birazcık otur yanıma

Bir şiir okuyalım birlikte kucaklar dolusu

Yakabilir misin beni gülüşlerinle

Alıp götürür müsün beni uzaklara, ukte kalmasın içimde. 


Neye yumuluyor gözlerimiz

Kaç yıldız dökülüyor geceler boyu avuçlarımıza

Ağırdan ağırdan bak sökülüyor göğün atlası

Begonviller gibi ışıldıyor gözlerin, uyanmakta sabaha

Şafağın eteği yırtılmış

Nar tanesi gibi dağılmakta

Gülüşünü öpen güneş gözlerinde...



10 Ağustos 0

Yitik Evler Sokagı



Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya

Daha çok güneşin doğuşunu izlerdim uzaktan

Daha çok dağa tırmanır, menekşe toplardım en bıçkın renginden

Daha çok dere sularında yıkanırdım, billur gibi akan

Çekerdim bağların bahçelerin kokusunu, derin derin içime

En bildiğim şarkıyı söylerdim, avazım çıktığı kadar. 


Elimde bir ton menekşe

Bir sabah yağmurlarda yürümek geliyor içimden

Duvarları yıkık,üstü açık evlerin taş sokaklarında

Yitik evler sokağında

Ne oldu diye sormayın şimdi bana

Kurumuş, kavrulmuş sanki her şey

Buharlaşan şeyler olmuş

Evleri yontmuş zaman

Bir başka ilk yaz kucaklaşması yok

Bir kuytuya sinmiş şimdi, utangaç hatıralar. 


Kendime bir gölge aramaya koyuldum

Bir boşluğa fısıldıyordu oysa rüzgar

Birbirini geçmişe çivilemiş bu sokaklar

Bunca yorgunluklar uğruna

Koskoca geçmişi uykulara yatırmış zaman. 


Yüreğime usulca dokunan

O çeşme başında ellerimi ıslatırken

Hiç konuşmasam öteki sokaklar küsecek bana

Sancılarla, kaygılarla, kaç kez ardına kadar perdeledik acıları bu sokaklarda

Kaç kez düştük, kaç kez dizimiz kanadı bilmiyorum

Tonları değişik kıpkırmızı karadut ağaçları geliyor aklıma

Şimdi  bir pıtrak gibi düşmekte

Yapraklarını savura savura bir kızıllık içime.  


Bu sokaklar benim yolumdu

Nereden bilecektim yüreğime balçık balçık çökeceğini

Niceleri geldi, niceleri çekip gitti

O yokuşta gün ışırken, çöp tenekeleri ve yalnız kediler

Güneşi olmayan sabahlara bazen

Eflatun gözler, soluk benizler

Hep aradım kendimi yonca yapraklarında, papatyalarda

Bir ısırgan otunda aradım seni


Yine gözlerime gömüldü bu sokaklar

Kurbağalar sıçrıyordu, böcekler uçuşuyordu

Ötüşüyordu, sulara iniyordu dere boyunca kuşlar

Sesleri kulağımda çınlıyordu.  


Çiçekli balkonlarda sardunyaları

Onları uykularda bırakmamalıydık. 


Taş sokaklar hep böyle soluk muydu

Oysa her taşında ben vardım,

Avuçlarımı gökyüzüne açıp bir şeyler diliyorum şimdi

Evliyalara sığınıp, yatırlarda dua ediyorum,

Gel bana dağların suları gel, susadım

Buğulu aynalar önünde yanmakta yüzüm

Mumlarını eritmekte ömrümün. 


Durgun sular dargın şimdi

Ben senin sesinde kaybolmuşum

Bir küçük taş aldım elime boğuldu suların hareleri

Bir ömür çizgisi gibi

Terli şimdi sokak taşları yorgun

Boynu bükük kır çiçekleri

Birgün sanada el sallayacaklar

Ardından gözyaşlarıyla

Bırakacaklar Yitik evler sokağını

Hüzünleriyle baş başa...



8 Ağustos 2021 Pazar

08 Ağustos 0

Ötekinin Agıtı



Bulutların gölgesinin oyası yırtılmış

Başka bir grilik var bugün gökyüzünde

Yokoluşlar yükseliyor, ağustos verandasında

Düğümlenmiş bakışlarım

Yüreğimi alamıyorum bir türlü örselenmiş yüzümden

Bir ateş yanıyordu içimde, kül bıraktı yerine,

Düşleri allak bullak oluyor körpe fidanların

Gecenin kollarında

Haykırıyorum karanlığı yırtarcasına

Yeter artık dercesine.  


Bir koku siniyor, keskin bir koku

Acının rengi bile soluyor,

Yıka döke geliyor bilerek bu kor alev

Öksürdükçe, yürek yarılıyor, yer yarılıyor

Geleceğimiz yanıyor.   


Yanıyor Anadolu' nun ormanları, şimdi iliklerinden

Aymazlıklar içinde kucaklar dolusu acı bırakıp

Kimbilir hangi kuytular

Kulağımızı tırpanlıyor bu haykırışlar

Yokoluşların ağıtlarını yakıyoruz hep birlikte

Çöle dönüştürüyoruz, yeşilleri, mavileri

Bir başka mevsimlere bağışlıyoruz elbirliğiyle

Bekliyoruz nefessiz.  


Nasıl olayım söyleyin, nasıl

Hiç yeşile, maviye boyayamıyacak mıyız biz bu dünyayı

Niye diye sormuyacak mıyız

Kaç kere yandık, kaç kere öldük

Kaç kez dokunuverdi yüreğimize hüzün

Deliverircesine hiç olmaz yerinden. 


Yapışıyor kalbimize bu kara, bu kömür lekesi

Kanatları tütsülenmiş kuşların feryadı

Yürekleri hoplatan türküler neye yarar şimdi

Ağıtlar yakıyoruz soluğumuz tükenerek. 


Özleyeceksin,

Sen çiçekler toplarken orada bir yerde

Şarkılar mırıldanan erguvanların gülüşünü

Kuş yuvalarını arayan, seke seke yürüyen yavruları,

Gökte süzülen sevişir gibi iki kuşu

Sonra birlikte çeşme başlarında su içişlerini,

Özleyeceksin,

Ağaç dallarına konuşlarını, ötüşlerini

Mavileri, yeşilleri,

Sonra,

Nerede buluruz izlerini bu seslerin şimdi diyeceksin. 


Belki ötekiydiler birileri için

Ama, türkülerimiz bir, şarkılarımız bir

Aşklarımız bir, yolculuklarımız birdi

Ortak bir şey daha vardı aramızda

Nefes alışlarımız birdi

Ötekinin ağıtı değildi

Hepimizin tınısıydı bu...



Not: Doğaya daha yakından bakın

O zaman her şeyi daha iyi anlayacaksın. 

Albert Einstein


5 Ağustos 2021 Perşembe

05 Ağustos 0

Eskilerden Bir Siir



Bir günbatımının kızıllığında

Tahta bir banka oturmuş bir yalnızlık

Karşımda sokak çalgıcıları

Hangi mahzun aşkların içindeler ki

Acıları çürütmüş hayallerini çalıyorlar,

İşte öyle bir yerde

Sığınmışım geçmişe başım dönüyor

Öylesine işte, 

Bir akşamın kollarında. 


Bir yol vardı sanıyordum gidilecek bundan sonra

Takvimlerden haberim  yokmuş meğer geçmiş yıllar

Kısalıyor git gide günler

Güz yağmurlarıda başlamak üzere

Kapıyı açık bırakmışım ardına kadar meğer

Üşüyorum

Yaşlılık işte yine,bildiğini yapıyor. 


Gerilerde, çok gerilerde kaldı

Sevdalı şarkılarla uyandığımız sabahlar

Aynalar karşısında durduğumuz, saatlerce bakışlar

Şimdi bir şarı dudaklarımda eskilerden kalan. 


Bir limandan ayrılır gibi

Fırtınalara tutulur giderdik, demir atmadan uzaklara

Işık ışık yollara dökülürdük, bir somun ekmek uğruna

Ağlardık ama, sevgiyle yoğrulurdu gözyaşlarımız

Tohum olduk, serpikdik bir ağacın dalları gibi

Böldük bölüştürdük meyvelerimizi birbirimize

Az mı özlem çektik uzak yollara bakarak

Aylarca bir mektup bekledik gül kokulu, sevdiklerimizden

Nasılda çarpardı kalplerimiz heyecanla, postacı kapıyı çalarken,

Severdik, sevilirdik

Kucaklaşırdık, ağaçlarla, .çiçeklerle, börtü böcek, hayvanlarla. 


Yokluğun ardına sığındığımız gönül bahçelerine

Kaleler fetheder, saraylar kurardık

Her aşktan, her telden çalardık sevgiliye. 


Özlemek zordu

Sevgiliye yazılan mektuplarda

Çayın soğur, sigaran biter, bir şiir kalır geriye

Bir kaç türkü bir kaç hatıra

Takılır kalır dilin bir şarkıya. 


En çok rast geldiğimiz yerde beklerdik

Hep aynı saatte

Sanki öyle kendiliğinden bekler gibi

Tesadüf gibi  

Saçlar leylak gibi kokardı için için

Ve bir aşkı giyinip çıkardık yola

Hüzünlerimizi anlamsızlaştırarak hiçliklerle

Bırakarak yüreğimizin en ücra köşesine

Sızardık, yaşardık, orada bir yerde sevgiyle. 


Hatırlamayı bile unutmuşuz şimdi

Belki de işimize öyle geliyor

Yüreği yüreğe dokundurmadan. 


Hadi;

Bir başka yere gidelim diyorum

Gidip içelim bu gece

Unutmamak üzere, geçmişi anmak için

Geçmişi şiirlere dökmek için,

Hadi, bir başka yere gidelim bu gece...



3 Ağustos 2021 Salı

03 Ağustos 0

Yagmur

 

Çok uzaklardan geldim

Yarım kalmış bir aşkın sancısıyla

Sis çökmekte bu akşam

Karaduman gibi şimdi bu şehre

Sicim gibi yağan bir yağmur altında

Hasretin bendeki izlerini ıslatmakta. 


O an yüreğimle bekledim seni

Bekledim pencereye çıkarsın diye,

Oy benim yağmur gözlüm

Seninle ıslanmıştım bu sokaklarda, sensiz

Ben seni sensiz sevdim

Ben seni senden habersiz sevdim

Ben seni gizli sevdim oysa. 


Yüreğim sersem, sersem

Dolaşıyorum yağmurlarda

Sokak lambalarının vurduğu iri gölgeler arasında,

Anlasana yağmur gözlüm

Oy sessizim benim, güzelim benim

Oy çiçek bakışlım, baharım benim

Mor etekleri rüzgarlarda savrulan

Rüzgarım benim

Anlasana, senin için geldim. 


Şimdi niye ıssız bu geceler

Şimdi niye çisil çisil yağar bu yağmur

Çizip geçiyor içimi bir rüzgar,

Kalbim seni sorar durmadan

Senden kalan ne varsa bende

İçimin sokaklarında salınarak. 


Yorgun bir kadeh seni alır benden

Eski püskü salaş bir meyhanede

Dağılır hatıralar yağmurlarda

Ömrümden gün çalar gibi yarınlara. 


Sardunyalar gibi gülüşün

Soluğun içimi yakarak geçti uzaktan

Hayatımın en güzel öyküsüydü bu

Bir yağmur öyküsü.


Bacaklarımın arasında dolanan aç bir kedi

Kaçıyor içimdeki serçeler

Kalkıp yürüyorum, ellerim cebimde

Başımı eğip geçiyorum sokağı,

Bir bir söndü ışıkları odaların

Perdeler uykulara kapattı gözlerini

Kimbilir arkasında kaç ayrılık gizli

Kaç yalnızlık,

Yağmur yağıyor hala

Son vapurda kalktı iskeleden

Nerede başladıysa

Orada bitti

Bir aşk

Hiç yaşanmamış gibi

İstemeden...


1 Ağustos 2021 Pazar

01 Ağustos 0

Açelya



Bir bulut gibi çöktün içime
Çisil çisil sabaha kadar yağan

Bir yağmur olup

Güneşin doğuşunu bekledim Açelya,

En olmaz yerimden yakaladın beni

Bir yalnızlık içine giriyorum

Kulaklarımda adın çınlıyor Açelya. 

Uzat bana o gül kokulu ellerini

Bir başka dünya yarat bana

Geçen günler hiç yaşanmamış gibi

Dizlerinde uyut beni,  

Her nefes alışımda seni hatırlıyorum

Ayrılığın bendeki izlerini çalan

Rüzgarımdın sen benim. 


Dilimde kilitli

Adın eski bir öyk0 yüreğimde çakılı

Oysa sendin, yaşamımın sonbaharı

Şiirlere vuruyorum şimdi kendimi. 


Azmı dolaştım

Kuytu, salaş şarapçı meyhanelerini

Azmı hüzünlere meze yaptım kadehlerimi

Tek başına gitmiyor bu kadehler Açelya

Öyle ya;

Ruhuma ses veren sendin

Sakin göllerin kuğusuydun

Bir çiğ tanesiydin

Bahar sabahlarında yaprakların,

Ömrümün en güzel tılsımlı masalıydın

Şimdi,

Altın kadehlere dolduruyorum

Adın gibi gülüşünü Açelya

Avunuyorum. 


Gözlerim hüzün yağmuru

Aynalarda arayıp duruyorum kendimi şimdi

Bulamıyorum eski halimi

Anlamamışım meğer

Günden güne gözkapaklarımın çöküşünü.  


Susar içimde sesin

Bir şehir yanar yüreğimde alev alev

Kopmakta en olmaz yerinde şu yürek

Takıldın kaldın

Kanım donuyor damarlarımda

İçine çekiliyor

Üşüyorum

Kollarında ısıt beni

Isıt beni Açelya....


31 Temmuz 2021 Cumartesi

Bakma Bana Öyle Lara



Bakma bana öyle Lara

Kalbini kıracak birşey söylemedim ki sana,

Keşke sevmeseydin beni

Keşke paylaşmasaydın bu hayatı benimle

Biliyorum,

Senin suçun değil gözlerinden süzülen yaşlar

Suçlu benim

Unuttum seni 

Eski bir resimde kaldın artık

Özlemek zordu oysa seni, Lara. 


Boşuna uğraşma

Darmadağın

Yıka döke duruyor içimde sevdan

Neden böyle olduğunu söyleme bana

Anladın değil mi 

Yakabilir misin beni 

Zaten yüreğim yangın yeri. 


Şimdi gideceğim

Unutacağım yerlere, seni

Ama öyle kendiliğinden

Sadece senin sevdanı giyinip

Yürüyüp gideceğim hep

Yürüyüp gideceğim el ayak çekilmişken

Sessiz bir yolculuğa çıkacağım

Gecenin sesine sığınarak

Senden ne varsa kalan

Kendime sakladığım o arsız sevdayla

Yürüyüp gideceğim

Yürüyüp gideceğim Lara...



26 Temmuz 2021 Pazartesi

Biliyordu, Dönmeyecektim.



Şimdi neden yaşlandı ki gözlerim

Bir zamanlar hiç ağlamazdım oysa,

Her gün biraz daha ağır

Bir yara sızlamakta, her dokunuşta yüreğimde.,

Sol yanım bir diken gibi batar durur durmadan

Gözlerim uzak bir yere takılır

Aklım kalır,

Bir fısıltı, bir ses ararım rüzgarlarda

Kulağıma takılı kalan uzaklardan,

Oysa biliyordu

Dönmeyecektim 

Giderken. 


Nefes alamazsın, çıkaramazsın aklından

Yüreğin acıyla dolar bazen

Umutların kaybolur, savrulursun kıyılarda

Yalnızlığın koynundadır

Derin bir düşe dalarsın ya

Çıkamazsın kuytulardan

Tutacak bir el bulamazsın

Siyah beyaz bir hayat

Aylardan hep Eylül' dür bana kalan

İşte öyle bir şeydir şu an benimkisi. 


Bir gör istedim beni, geri döndüm

Kalbimde hıçkıran bir hüznün sesi var

Benimle gözyaşı döken,

Haykırdım gecenin yüzüne

Haykırdım bu şehrin yüzüne

Özledim, bu ayrılık yeter bana

Böyle mi olmalıydı veda edişlerimiz

Böyle mi son bulmalıydı yüreğimin bu çığlığı

Söyle bana şimdi nerdesin

Kiminlesin. 


Acı çektim

Özlem çektim

Geldim ve çekip gittim,

Biliyordu zaten

Giderken

Dönmeyecektim...