14 Ocak 2024 Pazar

Ellerin Ellerime...





El ele tutuşmak… 

Hangi yaşta olursanız olun karşıdan bakıldığında çok hoş bir tat bırakıyor insanın bakışlarında. 

Çocuğunun elini tutan bir anne ya da baba, torunun minicik ellerini sıkı sıkı kavrayan bir büyükanne ya da büyükbaba, sevgilisinin parmaklarını aşk dolu kalbinin ateşiyle yakıp kavuran sevdalılar ya da yüzlerinde yılların çizgisini, yaşanmışlıkların tatlı izlerini barındıran, ama ellerini birbirlerinden hiç ayırmayan ve destek olan yaşlı çiftler… 

Her birindeki el ele tutuşmalar farklı tınılar taşısa da, hepsinde sevginin o pırıl pırıl ışığı yansıyor. Güven duygusunun baskın tadı bir daha silinmemek üzere damaklara yerleşiyor.

Ben el ele tutuşmayı çok severim ve yaşları kaç olursa olsun herkese yakıştırırım. Sevgi koktuğunu, kalpten kalbe sevgiyi akıttığını bilirim. Ama öyle laf olsun diye el tutmalar değil benim söz ettiklerim. Tutun mu sımsıkı tutacaksın sevdiğinin ya da çocuğunun elini. Tutacaksın ki sevgini hissetsin elini tuttuğun kişi. Kalbindeki o yoğunluğu ellerinden alıp kendi kalbine taşısın. Güven duysun. Yalnız olmadığını hatırlasın.

Aşıksan sevişir gibi tutacaksın maşuğunun elini; anne ya da babaysan her türlü zorluklardan ve kötülüklerden korumak ister gibi. Yaşının son demlerini yaşıyorsan hiç terk etmeyecek garantisini verir gibi tutacaksın, yılların eskitemediği eşinin elini.

İnsanların sevgiyi aktarma biçimleri vardır. Kimi konuşarak, kimi yazarak, kimi karşısındakine dokunarak daha rahat belli eder duygularını. İşte bu dokunmalarda el ele tutuşmanın tadı bambaşkadır.

Sohbet ettiğiniz, dostluğunuza bir kahvenin kırk yıllık hatırını bindirdiğiniz arkadaşınızın masa üzerinde duran elini sıkıca tutmak; o anki sohbeti nasıl da sevgiyle hareler, öyle değil mi? Bu bir artıdır, onu anladığınızı, onu sevdiğinizi ve hep yanında olacağınızı belirten; adeta konuşmalarınızı mühürleyen andır. Çünkü insanlar elleriyle güç bulurlar birbirlerinden.

Çok heyecanlı anlarda, çok sıkıntılı zamanlarda yanınızda elinizi kavrayacak bir elin olması, başınızı yaslayacak bir omuzun yanında nasıl da güzellik katar yaşamınıza. Sanki elinizi tutan dostunuzla derdinizi, sıkıntınızı bölüşür gibi. Daha bir hafiflemez mi insan, kendisini çok daha iyi hissetmez mi?

Gece karanlıkta uyumaktan korkan çocuğunuzun elini sımsıkı kavrayın hele, bakın nasıl güzel kapatacak gözlerini rüyalara alemine. Bilecek ki annesi ya da babası yanında, eli elinde, sevgisi yüreğinde açan mis kokulu bir çiçek gibi. Yya da gözyaşları sicim gibi akan, içini çeke çeke ağlayan çocuğunuzun ellerini tutun hemen o anda. Sıcacık duygularınızla kalbine ‘’yalnız değilsin, ben yanındayım’’ sinyalleri vermenin en güzel yolu değil mi bu sizce de?

Kuru kuruya seni özledim demek yerine, gözlerinizi gözlerine dikerek, ellerinizle ellerini sıkıca kavrayarak seni özledim demek çok daha etkili olmaz mı sevdalı yüreklerde?

Hangimiz gençlik yıllarımızdaki ilk aşkımızla elele tutuştuğumuz o sevdalı günleri unutabiliriz ki? Hatırladıkça içimizi titreten o ilk deneyimlerin izi bugün gibi aklımızda değil mi?

Yürürken el ele olmak, iki bedende bir can olmaktır bence. O sıcak temasın sevgimizi taçlandırmasına izin vermek, kalpten kalbe sevgiyi aktarıp çoğaltmak varken; ellerimiz boş durmasın. Hele ki karşımızda sıkıca tutacağımız bir el, sevgi dolu bir yürek varsa…

Yazımı güzel bir Duman şarkısıyla bitirelim mi?

Elleri ellerime
Gözleri gözlerime
Saçları saçlarıma
Karışan bir sen olsan.

Sevgiyle kalın, ellerinizi birbirinizden hiç ayırmayın.




1 Ocak 2024 Pazartesi

Yitik Şehrin Aynaları


Dar demir parmaklıklar ardındaki 
Yine sessizliği sırlar gecelere 
Bir köşeye atılmış aynalar 
Üstüne üstüne gelen hüzünleri 
Bakıp ta gözlerine gökyüzünün kıyısından 
Öyküsünü aramaya başlar 
Bu şehrin geleceğini, sokaklarında. 

Kurşun gibi bir ağırlık 
Simsiyah bulut gölgeleri kaplar her yanı, 
Her biri gittikçe cılızlaşan 
Alev alev yanan kızıl saçlı denizin
Alazlarını yalar karanlıkta şimdi.
Ah o zamansız gelen sancılar
Unutulmaya yüz tutmuş
Dudaklardan akan o nehir
Bilmezlere kaybolmakta dinlediğimiz şarkılar
Sevdalar, arzular
Nerdesiniz,
Gecelerin uykusuzluğunda
Masalların anlattığı
Gözleri ne renkti
Nasıl bir duyguydu aşklar
Ne rüyalar yaşatmıştı oysa
Bu şehrin aynaları bize
Nerdesiniz?

Adım başı sokaklarının
Hayatın sıvasız duvarlarında
Kaybolup gitti sevgiler, sevgililer
Ufuk çizgisinde yitip gitti
Fırtınaların en zorlusuyla
Ardında binlerce çığlık
Bu şehrin aynaları şimdi.

Meğer Dar vakitlere sığdırmışız her şeyi
Kucağımızdaki taşıdığımız güller
Kızıl gelincikler
Kanatmakta içimizi
Dedim ya
Derin susmalarla biteviye
Kül yağmakta, duman kaplamakta her yanı
Gözleri mavi gecenin yıldızları solmuş
Işık vurmaz, görünmez olmuş aynalar
Bu yitik şehrin kör kuyularında artık.

Yorgun martılar
Takılır kanatlarına yorgun bir güneş
Sonra sessiz bir çığlık
Göç mevsimi başlar
Uzak dağların ardında kalır
Yitik bir şehir
Eskimiş bir öyküde yazılır artık
Kırılmayı bekleyen uzak kıyılarda
Aynaların solgun yüzüne kazılır
Yitik şehrin anıları
Yitik şehrin anıları...

29 Aralık 2023 Cuma

29 Aralık 0

Güz Üşümeleri


















Sen bilir misin? 
Bir yaranın gecenin koynunda sızlanışını 
Bir kalbin gizli gizli nasıl da kanadığını  
Bir defa öldüğün yerden 
Bir daha ölmediğini 
Bilir misin? 
Bir bak gözlerime, şöyle bir bak 
Ne çok düş beslemiştim 
Ne çok fırtınalar kopmuştu, 
Durmayan, durdurulamayan
Ne çok dağı un
ufak etmişti içimdeki hasret
Kimi zaman hiç ertelenmemiş gecelerde
Bitmesin isterdim bu sarhoşluk
Lale devri çocukları gibi
Sürsün isterdim hep sabahlara kadar.

İşte hepsi bu,
Günler soluk şimdi
Aralık ayının son günleri
İçim kırık dökük güz üşümeleri
Ne çok kır düştü saçlarıma,
Kendi kendime yoruldum
Söküp atamıyorum içimden acabaları
Paslı bıçaklarla ne çok örseledim yüreğimi.

Dışarıda çiseleyen bir yağmur
Bir sıcak karanfil kokusu, çayla
Dilimde yıllanmış bir şarkı
Damla damla
Her gün içime çekerim,
Her gün kendi kendime şunu söylüyorum
Her gün kendi kendime
Güz üşümeleri
Güz üşümeleri...

12 Aralık 2023 Salı

12 Aralık 0

Sahi Hiç Özlemedin mi Beni?






İçim kırık dökük 
Bastırdım kalbimi avuçlarıma 
Lekesiz olduğunu sandığım bir sevda 
Bak damla damla 
Nasıl da eriyor içinde gözlerimin. 

Aklına gelmedimi gecenin bir yarısı 
Aramak istedin mi hiç beni 
Bir an için. 

Doldu mu gözyaşların? 
Olur olmadık saatlerde 
Sen hiç özlemedin mi beni. 

Merak ediyorum
Ben hep seni düşünürken
Belki de sen başkasına sarılıyordun
Belkide senin için
Sıradan bir ilişkiydi biten
Anlamış değilim henüz tam olarak
Aslında benim yüreğimdi tükenen.

Çok seviyordum seni daha da önemlisi
Beni anlamanı bekledim
Beni özlemeni istedim senden hep
Ne yazık ki,
Söylenecek birşey kalmadı galiba
Bundan sonra sana yazdığım tüm şiirlerimin
Anlamı kalmadı
Bu saatten sonra geriye.

Sensiz yaşayamam derdin hani ya
Yoksa söndü mü ağlayınca içindeki yangın
Benim sönmüyor
Ya da ben istedim diye sevmiş gibi mi yaptın?
Bir türlü anlamadım
Sahi hiç özlemedin mi beni
Özlemedin mi beni
Özlemedin mi ?

6 Aralık 2023 Çarşamba

06 Aralık 0

Yaşımı mı Sordun Sen Bana?






Yaşımı mı soruyorsun sen bana? 
Hayatımı toplayıp 
Çarptım, çıkardım, böldüm 
Çocukluğumu çıkarıp hesaptan 
Ahşap bir ev 
Kırık dökük hatıralardan 
Birkaç oyuncak 
Lastik bir top elimde kalan. 

Ve, 
Bir gençlik hesapta olmayan 
Büyüdüm büyüyeceğim 
Akranlarıma yetişeceğim derken
Şimdi öyle uzak ki delikanlılığım benden.

Hesaplasam hayatımın çarpanlarını
Pişmanlıklarım, keşkelerim dağlar kadar
İyi ki varsınız dediklerim eksi çıkar
Ulaşacağım derken umutlarıma
Peşinden koştum tutunamadım
Kaçırdım o treni.

Öyle uzak, öyle uzak ki şimdi gençliğim
Yarım asır üstüne
Beşerli onlu yıllar ekledim,
Yaşımı mı soruyorsun sen bana?
Baksana,
Değişti aynalardaki yüzüm
Gözler yalan söylemez ki
O gizli bakışlardaki utangaçlıklardan belli
Yüzümdeki çizgiler saklamaz ki
Delilleri saçlarıma düşen aklardan belli

Yaşımı mı soruyorsun sen bana?
Ne kadar yorgun olsada yüreğim
Yirmi beş yaşında,
Bir delikanlı gibi sevdalıyım hayata
Yağmurda, karda, kışta, çamurda
Bir dere boyunda
Bir lastik topun peşinde sevinerek koşacak kadar
Hala çocuğum
Hala çocuğum...

4 Aralık 2023 Pazartesi

04 Aralık 0

Uzaklarda bir Düş





Ah ucuna bir dokunsam kanar kalemim 
Kapatırım gözlerimi 
Ve dalarım, giderim 
Kendi yürek dizelerime 
Çizerim yüzünü mısralarıma 
Anlatırım, 
Uzaklarda bir düş sandığım seni. 

Hep aynı, hep aynı 
Bulutlar hep oynaşır yüreğimde 
Bahar sabahından bir rüzgar, 
Bütün renkleri katarak birbirine
Bir gökkuşağı sermek istedim hep ayaklarına
Alıp seni götürmek istediğim
Uzaklara.

Bir sevgiyi anlatmak istersin ya hani
Sözcüklerle dile getiremediğin
Bazen öyle bir yere gidersin ki
Seninde, benimde bilmediğim
Uzak dağ kıyılarına
Düşersin bir yalan düşün peşine
Benimki de öyle bir şey işte.

Bir gül açar zamanların ötesinden
Bir çiğ damlası düşer gülüşünün içine doğru ,
Dili lal olmuş şaşkın
Eski bir şarkı takılır aklıma.

Dokunmayı özlediğim ne varsa
Elimi uzatsam tutsam götürsem
Büyülü bahar akşamlarında
Yüreğimi avuçlarına koysam ısıtır mısın?

Ah o gönlümün uslanmaz aşkı
Köşe kapmaca oyunlar içinde yüreğim
Oysa, benimkisi uzaklarda bir düş
Mavi bir kıyılara çıkan
Uzaklarda bir düş
Uzaklarda bir düş...


28 Kasım 2023 Salı

Uzaklarda Biter



Harlanır birden 
Bir türlü sönmeyen içindeki yangın 
Ertelenmiş uzaklar, 
Uzakların gölgesinde bir aşk 
Hasret ne kelime 
Avuç avuç yığılır 
Kıyamet gibi büyür gözlerinde özlem. 

Öyle batar ki yüreğine can kırıkları 
İç sesin 
Çağırır seni uzaklardaki bir yürek 
Hadi gel, Şimdi gel
Gel, topla dercesine.

İlkbahardan çalınmış içinde bir yağmur
Şiir olur yüreğin
Ekleyerek yüreğini yüreğine
Ayazlarda kokusunu sakladığın
İçinin derinliğinden
Kopup gidesin gelir
Uçsuz bucaksız düşersin yollara.

Bir tutam gökkuşağı
Maviye boyanır her yanın
Ay yansır yüzüne
Yıldızlar yağmur misali dökülür
Seriliverir üstüne.

Yürüdükçe rüzgarın çağırdığı
Ilık bir meltem eser vurur yüzüne
Öper dudaklarını bir gül yaprağı.

Geceye dokunur nefesin
Perdelenir gözlerin ara sıra
Yüreğinin içine çekilir gibi
Sesin karışır düşlere.

Biraz yorgun, biraz dağınık
Sancılı heyecanlı
Gecenin bir yerinde
Perdeler aralanır
Gelişinin ayak seslerini duyarsın
Vücudun üşür, bedenin titrer
Uzaklarda biter
Uzaklarda biter...

26 Kasım 2023 Pazar

Boşluğa Düşen Gölgeler


Arada sırada göğe bakıyorum işte 
Mavinin soğuk yüzlü gülümseyişi var 
Hiç benzemiyor sana bana, 
Boşluğa düşen gölgeler 
Dönüp durmakta 
Esen rüzgarların ardında saklı hüzün. 

İnişli çıkışlı iç çekişler hep aynı 
Gidip gelmekten yorgun düştü yüreğim 
Damarlarımdan söküp daldırıyorum hüzünleri 
Yığıyorum yalnızlıkları yüreğime 

Yıldız yıldız ağarsa da şafaklar
Sen ve ben iki yürek
Sanki rüyasız uykulardayız bakir ıssızlıklarda
Devşiriyor düşleri durduğu yerde
Ayaz vurgunlarında,
Uzaklarda unutuluyor seslerimiz
Kalan sözcüklerimiz,
Zifiri karanlıklarda.

Tutmak, okşamak, ısıtmak varken
Güneşi tükenmiş bir sevda
Nefessiz odalarda devinmekte
İçimi kurcalayıp duruyor
Yüreğime düştüğü yerde.

Şimdi,
Güz sağanakları ıslatmakra yanakları
Şarkısını nakış nakış işliyor
Kabuk bağlamış dudaklara,
Üst üste düşüyor
Seni benden öte kabullenen
Kaldığı o kuytuda nasıl da titreşiyor
Boşluğa düşen gölgeler
Boşluğa düşen gölgeler...