edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Çekip gidecegim günlerce




















Çekip gideceğim kendime bir yer arayarak  
Kül rengi bulutlara takılıp günlerce  
Kuşlar gibi evet, kuşlar gibi  
Her zaman bahar havasında, 
Adını koyamadığım bir yere  
Çekip gideceğim...

Deniz küskün


Alıp başımı giderim denize bir gün  
Bir rüzgarı koklamaya çalışırım  
Oturup şarap içmeye  
Bir gecenin bulanıklığında  
Tutar beni kan gibi, tutar hüzünlerim  
Kabarır gittikçe hırçın bir dalga olur yüreğim. 

Uçar gider bir eski deniz  
Hüzünlü bir yaz akşamında  
Buluruz yalnızlığımızı bir gün  
Kim bilir böyle miydi bu akşam saatlerinde deniz. 

Bir lodos sürdürür her yerde akşamları
Balıkçıların gecesidir bu belki
Gelen gider,giden döner mi bilmiyorum
Bir kuytuya sığınır balıklar
Nasıl hatırlanmaz uğultuları.

Kısacık yoğun sisli bir akşam
Yüzümün bir anıya karıştığı
Kendimi bulanık bir suyun ardında buldum
Çok eski,çok uzak
El açtığım yeşil sulardan uzak.

Ah benim üzgün şaşkınlığım
Ben size,ben size hep söyledim
Bu benim aşkımdı deniz
Duru bir su gibiydi,
gidenleri hatırlarım
Uykulu ve güneşli bir sabahta.

Oysa bir çiçek vardı sahil bahçelerinde
Gelincikleri,sardunyaları suya dokunan
Şimdi doldurulan bir kıyı
Uzak iklimde kalan bir deniz
Gölgesi sönük uzak bir deniz,
Ay çıkar;
Ara yerde bir hüzün büyür gider
Ölür gider deniz.

İnsanın gözü ve gözyaşı aktı engine
Bulanık bir su gibi
Sadece gökyüzü kaldı bize
Geçmişi bağlayan gecelerimize
Oysa;
Hayıra bir çiçekti sulandığında deniz.

Şimdi kızıl kıyamet
Bir tufan yakamozlar arasında
Duyulan kanat sesleri martıların
Hüzün şarkıları söyleyen.

Ey güzel mavi deniz
Herkes kırık her şeyden umut kesildi
Kapılarda bıraktık her şeyi, her şeyleri
Sen ufalınca
Kirlettiğimiz her şey duruyor yerli yerinde
Bağırdık, haykırdık, besleyemedik sesimizi
Yazın kışa dönüştüğü ay ortalarda kaldı
Bize ağlamak düştü, bize ağlamak.

Yorgun sevdalar



İçim dışım bomboş bugünlerde  
Kuru bir çiçek gibiyim,  
İğreti gül bahçelerinin  
Çorak topraklarını suluyorum. 

Açılıyor kıyısız bir menzile doğru  
Devrilen gölgesiyle gövdem  
Şimdi çığlık çığlığa  
Yanıp duruyor göğüs kafesim.  

İzleri belli belirsiz
Avuçlarıma dökülüyor yapraklar
Sonbaharın ayak izleri var
Yüreğimde yorgun bir sevda.

Uzun bir çöl var içimde.
Uçsuz bucaksız
Gökyüzünü taşıyorum yine de
Uçurumda bekler gibi.

Göğün mavilerini topluyor ellerim
Neyi arar bilmem ki
Yağmuru muyum kendime yağan acaba
Biraz hicran biraz ayrılık.

Gittikçe eriyor göğsüm
Kalp ortağım yalın ayak
Karanlık geceme adını yazıyor
Yüz binlerce yıldız ve ay...

14 Temmuz 2020 Salı

Şimdi zamanıdır




















Şimdi bırakalım hüzünleri  
Zamanıdır nerdeyse bahar gelir  
Günü getiren dağların ardından  
Kuşlar geri döner  
Çiçekler açar kırlar yeşillenir  
Senle ben kucaklarız baharı yeniden  
O şarkı söylenir yine ikimizin  
Ellerimizde ellerimiz ısınır biliyorum, 
Eskimez bir Mayıs serpintisi gibi  
Bulutlarda gezinir gibi oluruz  
Gezgin sevdalı şarkıcılar gibi. 

Bir yağmur
Uzun bir ırmak oluruz
Uzun uzun gövdemize akan,
Toplarız mavisini denizin
Bozluğunu toprağın.

Çekilir sisler 
Huysuz sabahların sessizliğinden
Maviler yerleşir
Çarpar yüreğimize dalga dalga
Gezinir,
Bir güvercin ürkekliği ile tedirgin
Saçlarımızda çıplak ellerimiz...