13 Haziran 2017 Salı

13 Haziran 0

Ne kaldı geriye


Hayat ağacının yaprakları dökülürken bir bir 
İçimde dolmayan derin bir boşluk var,
Akıp giden bir zaman, 
Bilinmezlere,
Dönüp duran bir dolap 
Şimdi anımsamaya çalışıyorum da 
Kaç yıl geçti acaba,
Kaç yıl geçti yaşantımızda 
Saçlarıma dökülen aklardan başka
Ne kaldı elimizde
Ne kaldı geriye...

9 Haziran 2017 Cuma

09 Haziran 0

Geçmişin izleri


İnce bir tül gibidir insanının elleri
Bir şey vardır onda bizi diri tutan
Kendine kıvrılmış, hasadını toplamış  
Geçmişin anılarıyla örülü
Çoraklaşmış topraklardan umut,
Yaşamın renklerini içinde taşıyan
İzler vardır, tortusu vardır...

7 Haziran 2017 Çarşamba

07 Haziran 0

Karantina sesleri


Geceye benzeyerek hiçleşen her şey gibi 
Şimdi sana kavuşma yürüyüşü 
Akrebin peşinde boşu boşuna koşan 
Yelkovandan ayrık değil…
Sen de gecedesin ve belki de 
Her şeyin hiçleştiğinden yakınıyorsundur.
Ne gece ne de biz ayırdında değiliz tüm bunların…
Dolunay ışıltılarını severdin.
Onların ışıltısı altında yusufçukların enkazını sürüklüyor ırmak…
Yüreğindeki deltaları hangi ırmağın oluşturduğunu sorma bana.
Ama durmaksızın aktığını bil yeter
Çıkmazdayım
Çünkü ıssızlığın gölgeleriyle yarenleşen bu ölü kentte
Kimler tarafından yırtıldığını bilmediğim sorgu kağıtları uçuşuyor ortalıkta
Hiç birisi sana benzemeyen kadınlar ağlaşıyorlar kapı önünde.
Onlar döğündükçe kapı kendiliğinden aralanıyor ve yeniden kapanıyor.
Ve herkesinde içeride tutuklu kalan yine ben oluyorum.
Yanaklardan sarkarken göz yaşları ıssızlık daha da mayalanıyor biliyorum
Sabahın nereye gizlendiğini bilsem tutup kollarından getireceğim.
Olmuyor
Senden ödünç bir sabah istesem ertesi gün için yüzüm tutmayacak…
Burada,morg bahçesinde
Ne kasımpatının rengi soluyor ne de susmanın kokusu dölleniyor
Birkaç objenin yeri değişiyor.
Hepsi o kadar işte.
Gürbüz bir idare lambası kısık ışığı altında sabahı emzirirken
Nalbant bıçkılarıyla yontulan aryaların neyi anlatmakta olduğunu
Onarılmaz ince hastalık sızıları
Paslı hançer vuruşlarıyla delik deşik ederken yüreğimi
Kaç x, ölüm kokusunu soğurarak kirli beyaz giysisi içinde kaskatı uzanmıştır oraya
Ve ne yapmaktadır
Çözmeye çalışıyorum aklım sıra.
Foseptik kokan uzun koridorlarda kirli kan izleriyle karışık astım bronşit nöbetleri…
Ve kaçan uykular…
Adı konul(a)madık bir gecenin üstüne düşmeyecek yine ay ışığı
Dışarısı ayaz. Üşüyor muyum korkuyor muyum yaşıyor muyum?
Neye sayarsan say
Yapraklarını çoktan dökmüş düşlerin
Sağaltan koynundadır kurumuş pınarlar
Sığ yasların inmelerinde yitip giden galoşlu topuk takırtıları beynimde zonkladıkça
Kağşanmadık ürpertiler bir bir sökülüyor yüreğimden
Şimdi sana kavuşma yürüyüşü
Geceye benzeyerek hiçleşen her şey gibi
Hiçliği bekliyorum
Hadi gel de yaşama
Hadi gel de anlatma...

07 Haziran 0

Tanık oldunuz mu?


Sahi siz gül kurusu sevdaları bilir misiniz 
Sahi siz sevdalı kuşların öpüşlerine 
Tanık oldunuz mu hiç  
Kanat çırpan kuşlara bakarak 
Bir gülü kokladınız mı, dalından koparmadan ? 

3 Haziran 2017 Cumartesi

03 Haziran 0

Ah kalbim


Ben seni büyüttüm, büyüttüm içimde 
Karanlık yüzünde kuru sevdanın,
Kuytularında kal, son ana dek  
Eksik kalanları çoğalt, sula içimde... 
Hadi benim kırgın kalbim 
Hadi anla bitsin bu mevsim.
Bağlara sererken çiçekleri ilk yazın 
Bir gri karanlık içinde sevinçle; 
Yıldızlar evet diyor, uzaklardan bak dinle 
Durmuş gecesine, gülkurusu ilk yazların. 
Çocukluğumu kanatlarında saklayan kuşlar 
Kulağımda, uzak zamanlardan gelen bir şarkı,
Gövdemden akar, bir karanfil gecesi
İçim dışıma vuruyor, bir ümitle sessizce
Ah benim kırgın kalbim
Aşksın sen, çiçeğe düşmüş damla
Bir mucizeye inandır beni artık,
Dilim lal tutmuş konuşamıyorum
Içimdeki gülleri titreten kalbim,
Yüzleşsin yüzümüz mevsimlerle
Akşamın altı gümüşe dönerken
Yüreklerde...

1 Haziran 2017 Perşembe

01 Haziran 0

Kelebek















Güneş, rüzgar ve gökyüzü 
Benliğini sarar, mor salkımlı üzümler,
Soluduğun hava  
Hepsi farklı anlamlar taşır içinde 
Genzinde bir yanık kokusu,
Boğazında düğümlenen bir kelebek  
Bakar bakar, hayallere dalarsın 
Rengarenk kanatlarını çırpar gibi,
Baktıkça onunla birlikte uçarsın
Gökyüzü kafesinin ıçinden geçer
Kendinden çok uzaklara
Göğe kanat çırparsın...

2 Mayıs 2017 Salı

Ödünç alınmış bir bahar



















Ödünç alınmış bir bahardayım
Hüzünlerimi acılarımı erteledim
Yandığım kadar, yanmışım zaten.. 
Bir rüzgar esiyor sallıyor beni
Bir yarım nefes gibi şuramda.
Göğsümde mor menekşeler taşıyan
Er geç boy verecek sevdalar yarınlara
Şimdi ıssız, ışıksız bir kalabalıktan
Bir gece geçecek hasretle
Anlamı sarsılan ne varsa gecelerden. 
Dolanıp bir gün yanına düşeceğim
Yolları, yılları geçeceğim hiç iz bırakmadan
Sesini ilk ben duyacağım,
Ne kadar acı ile geçmişse yaşadıklarım,
Tül arkasında kalan bir zaman
Ödünç alınmış bir bahar bulacaksın...


23 Nisan 2017 Pazar

Bir gecede büyüyen çocuklar


Okul sıralarında kaldı çocukluğum
Ve altı yırtık, lastik ayakkabılarda
Öfkeyle, hınçla yoğruldum
Yüreğim büyüyor, yumruğum büyüyor
Şiirler bileniyor sözlerimde
Ustura kadar keskin, ölüm kadar soğuk
Ve yürüyorum celladın üstüne üstüne
An gelir, yüreğim isyan tutar
Bunca kara gün, bunca günah
Bunca istila edilmiş gece
Geçit yok biliyorum
Yollar tuzaklı, yollar çetin
Ve cellat yatağında, bir mayın kadar hayin
Gözleri ateş kırmızı, şeytan kadar günahkar
Yıkılacak bu soytarı saltanat
Fermandarlar put gibi düşecek elbet
Yanılacak tarih, felsefe şaşıracak
Gümüş tas'ta kardeş kanı içenler
Gün gelir ulu meydanlarda taşa tutulacak
Cellatlar ilmeği kendi boynuna takacaklar
Ve çekecek iskemleyi ayağının altından
Bir gecede büyüyen çocuklar